21 Eylül 2008 Pazar

Naim Efendi Kebabı

Havaların soğuması ile birlikte et yemeklerine ağırlık vermeye başladım, özellikle sulu ve fırında pişenlere ayrı bir istek duyuyorum...İşte bunlardan biri

SNC10837

Malzemeler
  • 300 gr iri parçlara keşilmiş bonfile
  • 2 domates
  • 2 soğan
  • 3 adet sivri biber
  • 8 adet mantar
  • 4 çorba kaşığı tereyağı
  • 2 çay kaşığı kekik
  • 1 tatlı kaşığı un
  • tuz

Malzemeler

Domateslerin kabuğunu soyup, küp küp doğrayın. Soğanı piyazlık, mantarları ve biberleri küçük küçük doğrayın. Fırın poşetine 1 tatlı kaşığı unu dökün ve torbayı, unun torbaya iyice bulaşması için sallayın.

Torbanın içine bütün malzemeleri koyun, ağzını kapatıp fırın tepsisine yerleştirin. İçindeki havanın çıkabilmesi için torbaya, toplu iğne ile 5-6 adet delik açın.

Önceden ısıtılmış 180 dereceli fırında 2 saat pişirin.

Afiyet olsun !

Domatesli Şehriye Pilavı

Her türlü et yemeğinin yanına, tas kebaplarının, inciklerin veya tandırlara çok yakışır...tereyağı ile de yapılabilir, belki daha başka türlü yapılış şekilleri de olabilir ama benim yaptığım şekliyle de gayet lezzetli oluyor...

SNC10809


Malzemeler
  • 1 su bardağı arpa şehriyesi
  • 2 domates
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1,5 su bardağı sıcak su
  • tuz

Yapılışı

Domatesleri rendeleyin, zeytinyağını ısıtıp domatesleri içine ilave edin. Şehriyeleri içine ekleyip biraz karıştırın ve üzerine sıcak suyu ve tuzu ilave edin. Kaynamaya başlayınca, aynı pilav pişirir gibi, altını iyice kısıp, yavaş yavaş pişmeye bırakın. Yaklaşık bi 15 dk kadar piştikten sonra altını kapatabilirsiniz.

Afiyet olsun !

7 Eylül 2008 Pazar

Worcestershire Soslu Tavuk

N'olacak benim bu durumum...her akşam dondurma yemeden duramıyorum. Dünyanın en güzel ve hafif tatlısı...ye ye doyamıyorsun...bi oturuşta rahatlıkla yarım kiloyu yiyebiliyorum hem de gık demeden. Bu satırları yazmadan evvel yine bir tabak...anladınız siz onu :)
Dondurmayı çok seviyorum ama dondurma taklidi yapanları değil, hani bir çubuğun ucunda renkli renkli oluyorlar ya, işte onları asla yemiyorum, ne kutu dondurmaları seviyorum, ne de Magnumları , bana çok yağlı ve ağır geliyorlar, bunların dışında kalanların çoğuna bayılıyorum. Siz beni hamileyken görecektiniz, aslında hiç aşermedim, her ne kadar gecenin bir yarısı keşke canım birşeyler çekse de kocamı sokaklara düşürsem dedim ama olmadı, ne kötüyüm di mi, ama genelde hamileler öyle olmaz mı? Oysa benim son derece normal ve uysal bir hamileliğim oldu. Sadece bol bol dondurma yedim, hatta o kadar ki annemin teyzesi "kızım bebeğin başı donacak yeme artık" derdi :) Sonunda oğluşum da benim gibi dondurma sever bir kişilik oldu, ama maalesef o daha çok Magnuma takılıyor. Olsun, sonuç olarak dondurma faydalı bir besin, kalsiyum ve fosfor yönünden oldukça zengin, hatta 100 gram dondurmadaki kalsiyum ve fosfor miktarının, yapılışındaki yoğunlaşmadan dolayı süttekine göre daha fazla olduğu söyleniyor. Ancak günde 100 gramdan da fazla yememek lazım yoksa kilo yapabiliyor.

Bu kadar sevip de evde yapmayı denememiş olmak inanılmaz değil mi? Bakalım, belki bir gün...

Şimdilik yaptığım yemeklerle yetineceğiz :)

Bu yemekleri Ramazan öncesi yapmıştım, yoğunluktan vakit bulamadığım için bir türlü yayınlayamamıştım. Yemeğe misafiriniz gelecekse işte size birbiriyle son derece uyumlu 2 tarif: Worcestershire soslu tavuk ile Patates graten...

SNC10803


Malzemeler
  • 6 büyük but
  • 1/2 su bardağı mayonez
  • 3 çorba kaşığı taneli hardal
  • 3 tatlı kaşığı Worcestershire sos
  • 1 su bardağı galeta unu
  • 3 adet taze soğan, ince doğranmış


Yapılışı

Fırını önceden 180 derecede ısıtın. Worcestershire sos, mayanoz ve hardalı iyice karıştırın. Ayrı bir kasede galeta unu ile taze soğanları karıştırın.

Tavuk butlarını önce sosa, daha sonra da galeta ununa bulayın.

Butları fırın kabına koyup 1 saat kadar pişirin.


Afiyet olsun !

Patates Graten

SNC10795

Malzemeler
  • 5 adet patates
  • 1 kutu krema
  • 3-4 diş sarımsak
  • 1/2 su baradğı süt
  • tuz

Yapılışı

Patatesleri halka halka doğrayın. Fırın tepsisine dizin, doğranmış sarımsakları patateslerin üzerine koyun, üzerine bir kutu krema ile sütü gezdirin, krema ile sütü, ayrı bir kapta karıştırıp patateslerin üzerine iyice yaymak lazım. Son olarak tuzu serpin.

Önceden ısıtılmış fırında 35 dk kadar pişirin.

Ben tavuklar ile patatesleri aynı anda pişirdim, bunun için fırınımı turbo ayarına getirdim. Ancak patatesleri, tavukları fırına koyduktan bi 25 dakika sonra koydum.

Afiyet olsun !



3 Eylül 2008 Çarşamba

Ezo Gelin Çorbası

Bu çorbayı günlüğüme neden eklememişim çok şaşırdım, halbuki o kadar sık yaparım ki. Yayınladım sanıyordum, kategorilerime bi baktım yok. İftar mönülerinin vazgeçilmezi olan çorbalarından bahsederken bunu atlamak olmaz, üstelik de çorbaların en hası olan Ezo Gelin'i... hemen arşivime ekliyorum. Yapımı çok basit ve hepinizin de bildiğine eminim. Özellikle bu çorbayı çok doyurucu buluyorum, bir aralar akşamları sadece ezo gelin çorba içip kendimce diyet yaptığımı sanıyordum, oysa ki vücuduna ihtiyacı olandan az besin verirsen vücut aldığı gıdaları depolayıp metabolizmayı yavaşlatıyor böylece kilo veremiyormuşuz. En doğrusu günde 6 öğün beslenip metabolizmanın hızını düşürmemekmiş. Ramazandan önce diyet uygulamıştım, bu diyeti gittiğim bir diyetisyen vermişti, geçen sene gitmiştim kendisine, verdiği diyeti tekrar uyguladım ve 3 haftada 2 kilo verdim. Aslında 1 kilo daha vermem lazım ama ne zaman?...aslında bu 1 kiloyu da verirsem ruhen rahatlıyacağım. Neden ruhum rahatsız oluyorsa artık...garibim çok geri planda kaldığını düşünüyor herhalde, üstünde katman katman kilolar olunca tabii zor oluyor. Annem bazen çok zayıfladığımda, yani çoook önceleri oluyordu bu, "kızım çok zayıfladın ruh gibi kaldın" derdi. Yani bu da fazla tabii ki, ruhum vücüdumun içinde kalsın çok da ön plana çıkmasın ama...Aaah ah bir bilseniz, önceleri yani çoook önceleri yer yer şişmanlamazdım, şimdi yemez yemez şişmanlıyorum :) Çocuk doğurduktan sonra mı oldu yoksa yaştan dolayı mı, doğrusu çok ayırt edemiyorum ama birşeyler değişti bünyemde.
Bu sıralar, bu konulara fazla takıldığım için, 2 kitap birden okuyorum, Mehmet Öz'un "Siz Diyettesiniz" kitabı ile "Fransız kadınları neden kilo almaz"...her ikisinin de çok başındayım ama okudukça öğrendiğim birşey var ki bunu paylaşmak istiyorum. Sofradan mutlaka karnımızı tıka basa doyurmadan kalkmak lazımmış. Hani yemek yerken bir doyum noktası vardır ya, ki ben bunu aslında hep hissediyorum, ama buna rağmen ve de genelde bu sınırı hep geçip doyum ötesi noktaya doğru yol alıyorum ve tabii sonuç kilo ötesi oluyor ne yazık ki :) Bi kere vücudumuzdan gelen bu sinyale mutlaka kulak vermeliyiz, irademize sahip olmamız lazim. (Zaten orucu niye tutuyoruz ki, bence en önemli kısmı bu, vücüdumuza, nefsimize eğitim vermek için.) Bunun dışında öyle onu yeme bunu yeme tarzı bir hayat sürdürmeyin, herşeyden tadın ama abartmayın deniliyor. Okudukça gerçekten yanlış bilgilerle donatıldığımızı düşünüyorum. Kitaplarda ilerledikçe öğrendiklerimi sizinle paylaşacağım...

Şimdilik Ezo Gelin çorbası ile sizleri başbaşa bırakıyorum...

SNC10773

Malzemeler

  • 1 su bardağının 3/4 kadarı kırmızı mercimek
  • 1 su bardağının 1/4 kadarı pirinç
  • 1 çorba kaşığı biber salçası
  • 1 tatlı kaşığı nane
  • 1 tatlı kaşığı zeytinyağı
  • 7 su bardağı su
  • tuz, karabiber

Yapılışı

Mercimek ve pirinci yıkayıp düdüklü tencereye koyun, üzerine bütün geri kalan malzemeleri ekleyin.

Tencere buhar çıkarmaya başladıktan sonra 10 dakika kadar pişirin.

Afiyet olsun !

2 Eylül 2008 Salı

Zencefilli Somon

Bugünü de atlattık, dünden bahsettiğim gibi düğün çorbası ile börek yaptım, patatesli demiştim ama kıymalı yaptım. Yine mönüm uyumsuz oldu, çorba da börek de etli oldu.
Böyle bir takıntım var işte, mönümü oluştururken dengeli ve uyumlu olmalı...bu yüzden hafta sonları, hafta içi için yemek planı yaparken bayağı bir düşünüyorum. Gören de 5 yıldızlı bir otelin aşcıbaşısı sanır beni...Neden bu kadar titizleniyorum, çünkü ev halkı için en iyisi olsun istiyorum, bu sadece bana mı özgü? Hayır, kadınların çoğuna ya da benim gibi yemek yapmayı seven, mutfakta zaman geçirmekten ve de birşeyler yaratmaktan keyif alan herkes için bu geçerlidir. Hele bir de anne olunca...
Aslında bu değişimi eve gelince geçiriyorum, hani superman gibi, eve girince, hooop hemen üst baş değişiyor ve ofiste ciddi takılan, gözlüklü (bilgisayarda çalışırken takıyorum genelde) kadından eser kalmıyor. Mutfaga giriliyor ve akşam için daha önce planlanmış, ön hazırlıkları yapılmış yemekler hazırlanıyor. Bir de "ellerine sağlık çok güzel olmuş" sözlerini duyunca sanki 3 maaş prim almış kadar seviniyorum :) Sadece bu değerli 5 kelimeyi duymak için uykusuz kaldığım nice geceleri düşünüyorum da...bunu seviyorum ben ya...

Her ne kadar dünkü ve bugünkü mönü içime sinmemiş de olsa...hani zaten ne olsa yiyecek durumdayız :) Aslında benim en sevdiğim kısım kahvaltılıklar...ve de hurma.
Yarın için ne yapacağımı henüz düşünmedim ama mutlaka bir çorba olacak, belki bir yayla çorbası...naneli...hmmm nefis, mideye de iyi gelir, peki peşine?? Biraz düşünmem lazım, belki komşulara bakarım, neler pişirmişler bakalım...

Yarını düşüne durayım, size önceden yapmış olduğum tarifi yayınlamak istiyorum. Hani geçende bahsetmiştim, Ikea'dan aldığım somonu pişireceğim diye...Geçen hafta pişirdim ve işte aşağıda tarifini bulabilirsiniz. Bu arada somon balığı yağlı ve içinde omega 3 yağ asidi bulunan bir gıdadır.

Omega 3'un faydalarını birçoğunuz biliyorsunuzdur, ne yalan söyliyeyim, bu kadar faydalı olduğunu ben de bilmiyordum, hazır yeri gelmişken size faydalarını aktarayım derken bulduğum bilgiler inanılmaz, işte geliyor:
  • Trigliseritler ve kolesterol düşer, böylece ateroskleroz ve buna bağlı kalp hastalıkları, kalp krizi ve akut inme riski azalır.
  • Bağışıklık sistemi güçlenir
  • Kansere karşı koruma sağlanır
  • Beyin, retina, sperm, cilt hücreleri güçlenir
  • İnsülin kullanımını artar (diyabet için faydalı)
  • Kanı inceltir ve akışını kolaylaştırır, kanın pıhtılaşmasını önler
  • Yangı önleyici etkisiyle romatizmal hastalıklara karşı koruma sağlar
  • Anne karnındaki bebeğin sağlıklı gelişimine yardımcı olur
  • Depresyon tedavisini destekler
  • Bunama ve Alzheimer hastalığı riskinin azaltmasına yardımcı olur
  • Ruh hali, konsantrasyon, bellek, dikkat ve davranış bozukluklarına karşı yardımcı olur
  • Saldırganlık azaltmaya ve sakinleştirmeye yardımcı olur
  • Yaşa bağlı olarak gelişen sarı nokta hasarları riskini önler
  • Kemiklerde kalsiyum toplanmasına destek olarak güçlenmelerini sağlar
  • Kalp damar hastalığı riski olanların ya da bu hastalığa yakalanmış olanların kalp sağlığını korumaya yardımcı olur
  • Damar sertliği oluşumunun yavaşlatır
  • Trigliseritlerin kan düzeyini düşürür
  • Kalp hastalıklarında "kötü kolesterol"ün (LDL) düşürüp, "iyi kolesterol"ün (HDL) artırır
  • Kalp krizi sonrası felç, ikinci bir kalp krizi ya da ölüm riskinin azaltır.

SNC10716

Malzemeler

  • 2 kutu, ya da 4 dilim somon balığı
  • 1 tatlı kaşığı toz zencefil
  • 2 diş sarımsak
  • 1,5 yemek kaşığı tereyağı
  • 1,5 yemek kaşığı limon suyu
  • tuz ve karabiber

Yapılışı

Tereyağını ısıtın, üzerine zencefil, dövülmüş sarımsak, limon suyu, tuz ve karabiberi ekleyip 5 dk kadar pişirin. Bahsetmeden edemeyeceğim, ama sosdan yayılan sarımsak kokusu gerçekten çok baştan çıkarıcıydı.

Fırını önceden 200 derecede ısıtın, tepsiye yağlı kağıt serin, üzerine balıkları yerleştirin. Zencefilli sosu balıkların üzerine dökün ve tepsiyi fırına sürüp 20-25 dakika pişirin.

not: benim balıklar donmuş olduğu için, balıkları çözülmesini beklemeden pişirdim.

Basit ama bir o kadar da lezzetli, yanina da taze soğanlı, maydanozlu pilav...

Afiyet olsun !

1 Eylül 2008 Pazartesi

Hünkar Beğendi

Bu akşam Ramazan'ın ilk günü, ama sadece ilk olan bu değil aynı zamanda oğluşumun da ilk oruç tuttuğu gün. Dün akşam "yarın oruç tutacağım" dediğinde pek ciddiye almamıştım doğrusu, ama dediğini yaptı ve açıkcası bu kararlılığından çok etkilendim. Böyle bir deneyimi ilk defa yaşıyor olması ve sabır göstermesi beni o kadar duygulandırdı ki...iftara 1 saat kala mutfak masasının köşesine ilişmiş, elini şakağına dayamış melül melül iftar vaktini bekledi. Mutfaktan çorbanın kokusu yükseldikçe açlığını iyice hissetmeye başladı garibim...derken sofraya oturuldu, ezan okundu ve çatala alınan ilk lokma...bi baktım bizimkinin yüzünde güller açmış :)

Yarın oruç tutar mı bilmem ama bugünü hiç unutmayacağım.

Ramazanın bu ilk gününde mönümüzde ezo gelin çorba ve sulu köfte vardı. Aslında çok istediğim gibi hazırlanamadım, hem çorba hem de sulu köfte birlikte iyi giden bir ikili değil çünkü ikisi de sulu...iyi planlayamadım ama yarın için düğün çorbası ile börek yapacağım, muhtemelen patatesli yaparım böreği. Sonraki günler için henüz bir planım yok, aslında bizimkilerden de biraz istek parçaları gelse iyi olacak, bu konuda hiiiç yardımcı olmuyorlar. Sadece kek ve tatlı türlerinde isteklerini belirtirler o kadar, ama yemekle ilgili bir numara yok. Hal böyle olunca, neyseki mutfağa girmeyi ve birşeyler pişirmeyi seven ben, alırım bir elime kitabı veya dergiyi, diğer elime de kalemi haftalık mönümü planlarım. Pazar günü yine aynı manzara, oturdum masaya, aldım önüme bir iki dergi ve kitabı, başladım sayfaları çevirmeye, çorbalar, pilavlar, etli yemekler, zeytinyağlılar...ve sadece çıka çıka 2 günlük mönü çıktı, onda da kendi arşivimde bulunanlardan yararlandım çoğunlukla. Bugünkü soframda yer alan sulu köfte tarifimi daha önce yayınlamıştım, o nedenle bugün burada size geçen hafta içinde yapmış olduğum Hünkar Beğendiyi yayınlayacağım.

Bu vesileyle herkese hayırlı ve huzurlu ramazanlar dilerim.

SNC10704


Malzemeler

  • 450 gr kuzu kuşbaşı
  • 1 yemek kaşığı margarin
  • 1 adet domates, rendelenmiş
  • 1 çorba kaşığı domates sosu (tat'ın domates rendesini kullandım)
  • 1 adet soğan
  • 1 bardak su
  • 1 büyük bostan patlıcanı (400-500 gr)
  • yarım fincan un
  • 1,5 yemek kaşığı margarin
  • 2 kahve fincanı süt
  • 1/2 kahve fincanı rendelenmiş kaşarpeyniri


Yapılışı

Tencereye margarini koyup ısıtın ve etleri içine atıp kavurun. Pişen etleri tencereden alıp, tencereye bu sefer yemeklik doğranmış soğanları koyup kavurun. Ardından domates rendesini ve sosunu ekleyin. 1-2 taşım pişirdikten sonra peşine etleri ve suyu ilave edip (buharı çıktıktan sonraki süre) 25 dk kadar pişirin. Ben düdüklü tencerede pişirdim, normal bir tencerede bu süre daha uzun olabilir.

Etler bir tarafta pişe dursun. Patlıcanı, daha önceki dövmeç tarifimde yaptığım gibi közledim. Başka bir tencereye 1,5 yemek kaşığı margarini koyup eritin, buna unu ekleyin. Ocağın ısısını çok açmadan unu biraz kavurun. Sonra tencereyi ocaktan alın. Közlenmiş, kabukları soyulup içi çıkarılmış patlıcanı unlu karışıma ekleyip iyice karıştırın. Eğer patlıcanları içini çıkardıktan sonra bekletecekseniz üzerine biraz limon sıkın yoksa kararır. Karışımı orta hararetteki ocağın üstüne alın, patlıcan ve unu iyice karıştırın, içine tuzunu ekleyin, peşine sütü ağır ağır ilave edin. Koyu bir kıvama gelince kaşarı ekleyin ve karıştırın.

Geriye hazırladıklarınızı bir araya getirmesi kaldı. Servis tabağına önce patlıcanlı karışımı, üzerine de eti koyun.

İşte karşınızda Hünkar Beğendi...

Afiyet olsun !

30 Ağustos 2008 Cumartesi

Etli Biber Dolması

Yine sıcak bir gün.., ama şunun şurasında bu günleri özlememize ne kaldı ki...yakında sonbahara girmiş olacağız...okullar açılmak üzere, ufak ufak telaş başladı, yarın oğlumun okuluna gidip kitap ve kırtasiye alışverişi yapacağız, ha bi de forma tabii...her sene boy attığı için bu sene geçen sene aldığımız pantalonunu giyemiyecek, zaten geçen sene okulların kapanmasına yakın pantalonu tam Michael Jackson stili olmuştu, bilirsiniz kısa paçalı ve alttan çorabı görünen stil :)

Aslında sonbaharın yaklaşıyor olması, peşine kışın gelmesi bana garip bir mutluluk veriyor. Ne bileyim aklıma kestanenin kokusu bozanın tadı falan geliyor, evde bunları ailece oturup belki televizyonun karşısında birlikte yediğimizi düşlüyorum ve bu benim içime huzur veriyor, biliyorum ki yağmur çamur ve ilerlemeyen trafikle boğuştuğum anlarda ah ah deyip okulların tatil olduğu ve trafiğin bir nebze daha ferah olduğu bu sıcak ve terleten günleri çok arayacağım, ama işte insanoğlu bir türlü yetinmez ki hep değişiklik hep yenilik...(şu anda bu cümleyi aşağıdaki dolma resmiyle nasıl bağlayıp geçiş yapacağımı düşünüyorsunuz di mi, valla ben de nasıl yapacağımı düşünüyorum)
Eğer bu hisler olmazsaydı yaratıcılık da olmazdı, belki bu yemek tarifleri de olmazdı, her biri farklı her biri farklı bir macera (çok banal oldu biliyorum, çok alışıldık bir geçiş şekli ama olsun idare edin artık)
Ve...ve daha fazla cümlelerin içinde boğulmadan kısaca dolma tarifime geçiş yapmak istiyorum artık arkadaşlar :)

SNC10744

Etli biber dolması, oğlumun en sevdiği yemekler arasındadır. Benim için de hazırlanması en kolaylardan bir tanesi. Herşeyi çiğden hazırla, dolmalara doldur ve pişir...işte bu kadar basit. Türk mutfağının vazgeçilmezlerinden olan bu yemeğin benim tariflerimin arasında da yer almasını istedim, eminim hepiniz biliyorsunuzdur, ben sadece hatırlatayım dedim...

Benim tarifimde kaburga da var, tencerenin dibine koyup dolmaları birlikte pişiriyorum, çok daha lezzetli oluyor. En güzeli de sonunda dibinde kalan kaburgaları kemirmek oluyor :)


Malzemeler
  • 350 gr kıyma
  • 15 adet küçük biber
  • 2 soğan
  • 1/2 demet maydanoz
  • 1/2 demet dereotu
  • 2 domates
  • 1/2 su bardağı pirinç
  • 2 diş sarımsak
  • 3 çorba kaşığı sıvı yağı
  • 1 çay kaşığı kuru nane
  • tuz, karabiber
  • 3-4 parça kaburga kemiği

Yapılışı

Biberlerin saplarını kesip, içini temizleyip yıkayın. Bir kabın içine kıymayı, doğranmış soğanı, sarımsakları, maydanozu, dereotunu, naneyi, kabukları soyulmuş ve küçük küçük doğranmış 1 adet domatesi, 1 çorba kaşığı sıvıyağını, tuzu ve karabiberi koyup yoğurun.

Son olarak yıkanmış pirinçleri kıymalı karışıma ekleyin. Hazırladığınız bu harcı dolmaların içine çok fazla tıkıştırmadan doldurun. Tencerenin dibine kaburga kemiklerin yerleştirin bve üzerine dolmaları dizin. Dizdikten sonra üzerine kalan 2 çorba sıvıyağını gezdirin ve diğer domatesi de doğrayıp üzerlerine serpiştirin. Tencerenin kenarından 1/2 su bardağı suyu koyun. Kaynadıktan sonra tencerenin altını kısıp yavaş yavaş pişirin.

Ben biberlerinin pişip pişmediğini dolamalara çatal batırarak kontrol ederim, henüz pişmediyse çatalı rahat batıramazsınız.

Afiyet olsun !

24 Ağustos 2008 Pazar

Bruschetta di Pomodori

SNC10607

Yine yemek fabrikası gibi çalıştım bugün. Malum çalışınca hafta arasına pek iş kalmasın diye Pazar günleri harıl harıl yemek yapıyorum. Yoksa hafta arası yorgun argın eve geldikten sonra yemek hazırlamak tam bir zülum oluyor. 3 günlük yemeğim hazır. Hatta bi de yanına oğluş için kurabiye yaptım.

Neler mi yaptım? Önce kızartma yaptım. Genelde pek kızartma türü yemek yapmam ama yazın sarımsaklı domates soslu köfte, patates, patlıcan, kabak ve biber kızartmayı çok seviyorlar. Senede en fazla 3-4 kere yaparım, o da bu haftaya denk geldi. Sonraa Hünkar beğendi vee kuru fasulye, tabii yanına da pilav. Sonraki güne de ne yapacağımı şimdiden planladım. Hafta arası Ikea'dan almış olduğum somonu pişireceğim. Ondan sonrası kısmet, bakacağız artık...ilhama göre. Cuma'ya da misarifirim var...yemeğe değil çaya...Bu aralar Italyan esintileri içindeyim, elim hep Italyan tariflerine gidiyor, sanırım çay için o taraftan birşeyler yapacağım.

Tüm bu yaptıklarımın tarifilerini 1-2 gün içinde resimleriyle yayınlayacağım.

Yukarıdaki resimde görmüş olduğunuz güzeller güzeli ekmekler umduğumdan daha güzel oldular. Üzerlerine sürdüğüm sarımsak o kadar güzel koktu ki ölüyü bile diriltir valla...

Daha fazla lafı uzatmadan bu güzelim iştah açıcıların basit tarifine hemen geçiyorum...

Malzemeler

  • 12 dilim ekmek (baget ekmek)
  • 3 diş sarımsak
  • 1 adet küçük soğan (yemeklik doğranmış)
  • 2 iri domates (kabukları soyulmuş ve küp doğranmış)
  • 7-8 yaprak taze fesleğen (küçük küçük kesilmiş)
  • 2 çorba kaşığı zeytinyağı
  • 1 tatlı kaşığı balsamic sirke
  • tuz

Yapılışı

Fırını önceden ızgara konumunda aşağı yukarı 200 derecede ısıtın. Bir kapta, domates, soğan, fesleğen, zeytinyağı, sirke ve tuzu birlikte karıştırın.

Ekmekleri fırın ızgarasına dizip her iki tarafları da kızarana kadar 2 dakika kadar kızartın. Kızaran ekmeklerin sadece bir yüzeylerine sarımsakları sürtün.

Daha sonra kaptaki domatesli karışımları ekmeklerin üzerlerine eşit miktarda paylaştırın. Bu kadar basit ama bir o kadar da lezzetli.

Afiyet olsun !

13 Ağustos 2008 Çarşamba

Kiraz Soslu Ricottalı Cheesecake

SNC10721

Şirketten bir arkadaşımız tatil için Italya'ya gidiyordu...gitmeden "oralardan birşey ister misiniz" demişti, ben de "bulursan Ricotta" demiştim. Kızcağız sağolsun üşenmemiş getirmiş...çok severim bu peyniri, aslında peynirlerin çoğunu severim ama bazılarını daha çok. Ricotta sanki biraz bizim lor peynirine benziyor, loru da çok severim zaten, kahvaltıda reçelle çok güzel gider...

Seyahatten elinde Ricotta'larla dönünce, ben de madem arkadaşım getirmiş, ben de bununla bir tatlı yapayım dedim. Tesadüfen de bu tarifle karşılaştım, birden çıktı karşıma...Korka korka yaptım, ilk defa bu peynirle farklı birşey deniyordum çünkü. Ama iyi ki denemişim, gerçekten çok leziz oldu...

Nasıl yapıldığına gelince...

not: "cup" ölçüsü ekmek makinemin içinden çıkan ölçü bardağıdır.



Malzemeler

  • 450 gr ricotta
  • 1/4 cup süt (50 gr)
  • 1/2 krema (110 gr)
  • 2 yumurta
  • 2 yumurta sarısı
  • 1/3 toz şeker (80 gr)
  • 2 yemek kaşığı un
  • yarım limon kabuğu rendesi
  • 1 tutam tuz

Kiraz sosu için:

  • 350 gr çekirdeği çıkarılmış kiraz
  • 3/4 cup toz şeker (175 gr)
  • 1 tutam tuz
  • 1 çay kaşığı limon suyu

Yapılışı

Fırını önceden 165 derecede ısıtmaya başlayın. Dikdörtgen cam fırın kabını yağlayın, içine yağlı kağıt döşeyin.

Ricotta, süt, krema, yumurtalar, yumurta sarıları, toz şeker, un, limon kabuğu rendesi ve tuzu birbirine iyice karışana kadar birlikte karıştırın.

Karışımı fırın kabına boşaltın ve hafif altın sarısı bir renk alana kadar 40 dakika kadar pişirin. Pişirme süresinin sonunda fırını kapatıp, cheesecake fırının sıcağında 1 dakika kadar bekletin., sonra çıkarıp dışarıda soğumasını bekleyin, soğuduktan sonra mümkünse bir gece buzdolabında bekletin.

Kiraz sosun için, kirazlar, tuz ve toz şekeri karıştırıp bir kapta 30 dakika kadar bekletin. Sonra bu karışımı orta ısının biraz üstünde, kirazlar yumuşayıp ağdalı bir kıvam alana kadar 15-20 dakika kadar arada karıştırarak pişirin. Ateşten alıp içine limon suyunu katın.

Cheesecake'i kaptan çıkarıp servis tabağına aktarın. Dilimleyip, üzerine sosu dökün. Sosu sıcak veya oda hararetinde sunabilirsiniz.

Bu arada benim kabım karışıma göre biraz fazla geniş kaldı, o yüzden biraz ince bir cheesecake oldu. Herhalde 20x30 gibi büyüklükte bir kap daha iyi olur.

Afiyet olsun !

10 Ağustos 2008 Pazar

Dövmeç

Közlenmiş patlıcanı kim sevmez, közlenen herşeyin tadı bir başka oluyor. Şimdiye kadar közleme işinde pek başarılı olamıyordum ama tatilde annemlerin yanına gidip orada annemim nasıl yaptığını dikkatle izleyip öğrendim. Çok basit bir yöntemle bu işi de çözmüş olduk. Bunun için ne barbeküye, ne de fırına ihtiyaç var. Elektrikli ocağınızın en yüksek ısısına getirmeniz ve pazardan közleme için satılan levhalardan almanız yeterli. İşte dövmeçin hikayesi...

SNC10702

Malzemeler
  • 2 patlıcan
  • 2 domates
  • 4 sivir biber
  • 3 diş sarımsak
  • 1 çorba kaşığı zeytinyağı
  • tuz

Yapılışı

Patlıcaları közleyin, bir kenara alın. Ben patlıcanları ocağın üzerinde, tel levha üzerinde, en yüksek ateşte közledim gayet başarılı oldu.

My creation

Sarımsakları küçük küçük kesin, domatesleri rondodan geçirin ve biberlerin de çekirdeklerini çıkartıp doğrayın.

SNC10682

Tencerede zeytinyağını ısıtıp sarımsak ve biberleri bir iki çevirip kavurduktan sonra domatesleri ekleyin, kaynadıktan sonra ısıyı orta dereceye getirip kapağını kapatıp bir kenara aldığınız patlıcanlarla ilgilenmeye başlayın.

Közlenen patlıcanların saplarını kesip, ortasını yarın ve içini tatlı kaşığı ile sıyırıp çıkartın ve bir tabağa alın.

My creation

Patlıcanları domatesli karışımın üzerine koyup, tahta kaşık yardımıyla çevire çevire pişirin. Aşağı yukarı bir 10 dakika pişirdikten sonra ocaktan alıp servis tabağına koyun. Ben soğutup öyle sunuyorum.

SNC10691

Afiyet olsun !

12 Temmuz 2008 Cumartesi

Patlıcanlı ve Zeytinli Tart

SNC10552

Buzdolabımda 2-3 gündür durup duran, dolabın kapısını her sefer açtığımda, sebzelikten bana melül melül bakan 1 adet patlıcanımı çürümeden nasıl değerlendiririm derken birden aklıma Suzan Çoşkunöz'e ait bu tarif geldi. İyi ki de gelmiş, pişirdikten sonra bu kadar lezzetli bir tart ile karşılaşmayı hiç ummuyordum doğrusu.


Malzemeler (hamur için)

  • 2 su bardağı un
  • 175 gr margarin
  • 1 fiske tuz
  • 2 çorba kaşığı süt

Malzemeler (içi için)

  • 1 soğan, uzun (jülyen) doğranmış
  • 1 büyük patlıcan, alacalı halka doğranmış
  • 20-25 adet siyah zeytin, çekirdekleri çıkartılmış
  • 1 yumurta
  • 1 su bardağı krema
  • 1/2 su bardağı toz parmezan
  • 1 çorba kaşığı margarin
  • tuz ve karabiber

Yapılışı

Hamur yapmak için tüm malzemeleri karıştırıp yoğurun. Tart kalıbına yerleştirip elinizle kalıbın tabanına yayın. Üzerine alüminyum folyo ile örtüp, tartın kabarmasını önlemek için alüminyum folyonun üzerine bir su bardağı kuru fasulyeyi döküp, 200 derecede ısıtılmış fırında 15 dakika kadar pişirin. Pişme işlemi bittikten sonra, tartın üzerinden alüminyum folyo ile fasulyeleri kaldırın.

İç malzemesini hazırlamak için, yayvan bir tenecerede margarini eritip soğanları 2-3 dakika kadar kavurup peşine patlıcanları ekleyip 2-3 dakika kavurup, ocağı kısıp 10 dakika kadar pişirin.

Çukur bir kapta yumurta, krema, parmezan, zeytin, tuz ve karabiberi koyup karıştırın.

Patlıcanlar piştikten sonra biraz ılıtıp tartın üzerine yayın ve üzerine de yumurtalı karışımı dökün.

Önceden 200 derecede ısıtılmış fırında 15-20 dakika kadar, üzeri kızarana kadar pişirin.

Lezzetine inanamayacaksınız.

Afiyet olsun !

11 Temmuz 2008 Cuma

Köpük Köpük Türk Kahvesi

SNC10546

Meğer şimdiye kadar Türk kahvesi yapmasını bilmiyormuşum. Sevgili Nuray sayesinde nasıl nefis bir Türk kahvesi yapılır onu öğrendim...

Belki bir çoğunuz biliyordur ama ben kesinlikle bilmiyordum ve kahvelerimi hep, köpüklü olsun diye mecburen tek tek pişiriyor zaman kaybediyordum ama geçen gün gittiğim bir iş ziyaretimde sevgili Nuray'ın, hep nasıl köpüklü kahve yatığını merak ettiğimden, bu sefer mutfağına kadar peşinden gittip onu izledim.

Kahve cezvesine önce kaç kişilik hazırlanacaksa o adette, kahve fincanı ile adam sayısı kadar soğuk su (ben oda hararetindeki suyu koyardım) konuyor. Peşine kahveyi tatlı mı orta mı yoksa az şekerli mi her ne şekilde isteniyorsa o oranda kesme şeker, ardından da her kişi başına 2 tatlı kaşığı (ben hep çay kaşığı kullanırdım) kahveyi koyup, cezveyi ocağın üzerine koymadan önce karıştırıp (ama öyle uzun uzun değil, bu arada ben hep cezveyi ateşin üzerine koyduktan sonra karıştırırdım) ateşin üzerine (Nuray elektrikli ocakta yaptığı için sanırım gazlı ocakta herhalde orta ateş en uygun ısı olur) koyup, kahvenin köpürmesi bekleniyor.

My creation


Köpüren kahvenin köpükleri tatlı kaşığı ile tek tek fincanlara dağıtılıyor ve sonrada cezvedeki kahve fincanlara dökülüyor.

Eve gelir gelmez denedim, kesinlikle, her ne kadar Nuray'ın köpükleri gibi olmasa da köpüklü oldu. Eminim daha da geliştireceğim.





















Buradan Ankara'ya, sevgili Nuray'a sevgilerimi yolluyorum...

1 Temmuz 2008 Salı

Kakaolu Kek

Herkese... uzun bir aradan sonra merhabaaa !

Dinlendirici ve canlanırıcı bir tatilin ardından tekrar aranıza döndüm. Gerçekten çok ihtiyacım varmış bu tatile. Okullar tatil olur olmaz, sınavı da atlattıktan sonra, malum SBS sınavı, oğluşumuzla birlikte tatile çıktık ve tabii her güzel şey gibi tatil de çabuk geçti.

Bu sefer istikamet Antalya idi ama ben kendimi nedense Moskova'da gibi hissettim... arkadaşlar kimsenin haberi yok galiba ama Ruslar tarafından istila edilmişiz. Hani diyorlardı da inanmıyordum...
Onları görünce iştahım falan kesildi... oysa bu tatilde kendimi özgür bırakacaktım ama gel gör ki karşında 36 bedenlik örnekler olunca yemeden içmeden kesiliyorsun.

Ama gözden ırak olunca gönlün hemen kek mek istemeye başlıyor. Ben de döner dönmez kendimi kek yaparken buluverdim birden :) İşte size ayağımın tozuyla evceyizimde yaptığım ilk şeyi paylaşıyorum.

Mis gibi kakaolu kek... tavsiye ederim tadı çok güzel... herkese tekrar sevgi ve selamlarımı yolluyorum.

SNC10444

Malzemeler
  • 3 yumurta
  • 3 su bardağı un
  • 1,5 su bardağı toz şeker
  • 1 su bardağı süt
  • 1 su bardağı sıvıyağı
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 paket vanilya
  • 3 çorba kaşığı tepeleme kakao

Yapılışı

Fırını önceden 175 derecede ısıtın.

Yumurta ve şekerleri iyice çırpın, peşine süt ve sıvıyağı ekleyin.Unu, vanilya ve kabartma tozu ile birlikte eleyin. Unlu karışımı yumurtalı karışıma ekleyip spatula ile iyice un kaybalona kadar karıştırın.

Kek kalıbınıza hamurun yarısını dökün. Kalan hamura kakaoyu ekleyip karıştırın ve kek kalıbına kakaoluyu dökün. Dilereseniz ince tahta bir çubukla kalıpta hamuru 1-2 kere karıştırın.

Kalıbı fırına koyup yaklaşık bir 45 dakika kadar pişirin.

Afiyet olsun !

1 Haziran 2008 Pazar

Kıymalı Patlıcan Lazanya

SNC10099

Ne kadar ayıp bana... Tarifin resmini yayınla ama yapılışını yayınlama... Günlerdir vakitsizlikten sayfama girip de güncelleyemedim ki bir türlü. Önümüzdeki hafta Allah kısmet ederse tatile çıkacağız... bütün işlerimi rayına koyayım dediydim... Ama galiba biraz fazla hızlı gidip raydan çıktık :) Sevgili Lama'cığım beni kendime getirdi valla... bu kadar da olmaz ki di mi...Herkesten çoooook özür diliyorum... işte belkide günlerdir sayfaya girip girip nerede bu yahu dediğiniz tarifi aşağıda hemencecik (lafın gelişi :)) yayınlıyorum.


Ben bu tarifi Emeril Lagasse'nin programında görmüştüm. Ne zamandır yapmayı planladığım bir tarifti... kısaca tarihçesinden de bahsettik :) ve sonunda işte tarifi


Tarifin içinde adları geçen, Emeril'in orijinal esansının, kıyma sosunun ve beşamel sosunun malzemelerini ve yapılışlarını vermek istiyorum:


*Emeril'in orijinal esansının malzemeleri (tarifte kısaca EOE diye bahsedeceğim)

  • 2,5 yemek kaşığı paprika (bir tür kızımızı tatlı biber)
  • 2 yemek kaşığı tuz
  • 2 yemek kaşığı sarımsak tozu
  • 1 yemek kaşığı soğan tozu
  • 1 yemek kaşığı karabiber
  • 1 yemek kaşığı kurutulmuş mercanköşk
  • 1 yemek kaşığı kekik

(Tüm bu baharatları karıştırın)



*Et sosunun malzemeleri:

  • 2 yemek kaşığı zeytinyağı
  • 500 gr kıyma
  • tuz
  • 2 tatlı kaşığı kırmızı pul biber
  • 2 soğan
  • 1 dal kereviz sapı
  • 1 havucun rendesi
  • 1 tutam taze çekilmiş karabiber
  • 3-4 diş sarımsak
  • 4 adet taze veya 3 adet (konserve) soyulmuş domates
  • 1 çorba kaşığı domates salçası
  • 3 bardak et suyu veya su
  • 2 sap kekik
  • 2 adet defne yaprağı
  • 1 tatlı kaşığı kurutulmuş mercanköşk
  • 2 tatlı kaşığı fesleğen
  • 50 gr rendelenmiş parmesan peyniri

yapılışı

Zeytinyağını tavada ısıtın, kıymayı içine tıp kavurun, tuzunu ve kırmızı biberi ekleyip kavurmaya devam edin. Kıymaya, soğanı, küçük küçük kesilmiş kereviz sapını ve havucu ekleyip yumuşayıncaya kadar pişirin. Ardından sarımsak, domates, karabiber, salçayı ve et suyunu veya suyu ekleyin. Bu sonuncuları biraz karıştırdıktan sonra kekik, defne yaprağı, mercanköşk ve fesleğeni de kattıktan sonra 1-2 taşım kaynatıp ısıyı düşürün ve arasıra karıştırmayı ihmal etmeden ve gerektiğinde su ilavesi yaparak yaklaşık 1,5 saat kadar pişirin. Bu sürenin sonunda peyniri ekleyip bi 30 dakika daha düşük ısıda pişmeye bırakın.

Pişme işlemi bittikten sonra ocaktan alıp 15 dakika kadar dinlenmeye bırakın.

*Beşamel sosun malzemeleri:

  • 1/4 su bardağı sıvıyağı
  • 1/4 su bardağı un
  • 3,5 su baradğı süt
  • tuz, beyaz toz biber ve bir tutam muskat (hindistan cevizi)

yapılış:

Yağı tencereye döküp biraz ısıtıp peşine unu ekleyin ve kısık ateşte kavurmaya başlayın. Un kokusu gidinceye kadar yakmadan kısa bir süre kavurup peşine sütü ekleyin devamlı karıştırarak azar azar ekleyin. Baharatları da ekleyip sos koyulaşıncya kadar pişirip ara sıra karıştırarak kaynatın.

(not: bu sosu patlıcanları fırın kabına dizdikten sonra pişirip üzerine dökeceğiz)

Bu esnada Lazanya için patlıcanları hazırlamaya başlayın.

Malzemeler

  • 4 patlıcan
  • 3 su bardağı un
  • 3 yumurta (3 çorba kaşığı sütle çırpılmış)
  • 3 su bardağı ekmek kırıntısı
  • Emeril'in orijinal esansı *
  • 1,5 su bardağı kızartma işlemi için sıvıyağı
  • Et sosu *
  • Beşamel sos*

Yapılışı

Fırını önceden 190 derecede ısıtın.

Geniş ve derin dikdörtgen bir fırın kabını yağlayın. Patlıcanları 3-4 çorba kaşığı EOE ile çeşnilendirin.

Çırpılmış yumurtaları 3 çorba kaşığı EOE ile çeşnilendirin.

Ekmek kırıntılarını başka bir kaba koyun ve 3 çorba kaşığı EOE ile çeşnilendirin.

Patlıcanları tek tek önce una sonra yumurtaya sonra da ekmek kırıntısına bulayıp kızartın ve herbirini ya kağıt havluya ya da süzgeçli bir kaba koyun ki fazla yağı süzülsün. Eğer EOE'den arttıysa kızarmış patlıcanların üzerine serpiştirin.

Kıyma sosundan biraz alıp fırın kabına dökün, üzerine patlıcan dilimlerini yerleştirin. Aynı şekilde yine kıyma sosunu üzerlerine dökün ve aynı süreci malzemeler bitene kadar sürüdürün.

Üzerine de beşamel sosunu gezdirin. Kabı fırına sürüp 45 dakika kadar pişirin. Servis yapmadan 10 dakika bekletin.

Tarifi çok uzun gibi gözüksede aslında çoğu malzemelerini evde rahatlıkla bulabileceğiniz leziz bir tarif.

Afiyet şeker olsun !